EngelsizlerHaber

Kasapoğlu: Biz engeli, bireyin bedeninde değil sistemde, tasarımda ve uygulamada tespit ediyoruz

HABER

TBMM Engelli Bireylerin Sorunlarını Araştırma Komisyonu’nun Diyarbakır’da düzenlediği Bölge İstişare Toplantısı’nda konuşan Komisyon Başkanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu, engelli bireylerin yaşadığı sorunların kaynağına dikkat çekerek, “Biz engeli, bireyin bedeninde değil, sistemde, tasarımda ve uygulamada tespit ediyoruz. Eğer bir vatandaşımız sokağa çıkamıyorsa, okula gidemiyorsa, işe giremiyorsa bu ondan kaynaklı bir durum değildir bu, sistemle ilgili var olan tıkanıklığı bizlere en açık şekilde gösterir” dedi.

(DİYARBAKIR) – TBMM Engelli Bireylerin Sorunlarını Araştırma Komisyonu’nun Diyarbakır’da düzenlediği Bölge İstişare Toplantısı’nda konuşan Komisyon Başkanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu, engelli bireylerin yaşadığı sorunların kaynağına dikkat çekerek, “Biz engeli, bireyin bedeninde değil, sistemde, tasarımda ve uygulamada tespit ediyoruz. Eğer bir vatandaşımız sokağa çıkamıyorsa, okula gidemiyorsa, işe giremiyorsa bu ondan kaynaklı bir durum değildir bu, sistemle ilgili var olan tıkanıklığı bizlere en açık şekilde gösterir” dedi.

TBMM Engelli Bireylerin Sorunlarını Araştırma Komisyonu, Diyarbakır, Batman, Bitlis, Mardin, Siirt, Şırnak ve Van illerini kapsayan Bölge İstişare Toplantısı’nı Diyarbakır’da gerçekleştirdi. Toplantıya, Komisyon Başkanı ve İzmir Milletvekili Mehmet Muharrem Kasapoğlu, komisyon üyesi milletvekilleri, Diyarbakır Valisi Murat Zorluoğlu, bölgedeki yerel yönetimlerin temsilcileri, kamu kurum ve kuruluşlarının yetkilileri ile engelli bireyler katıldı.

Toplantının açılış konuşmasını yapan Komisyon Başkanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu, toplantının amacının sahadaki sorunları doğrudan dinlemek olduğunu belirterek şunları söyledi:

“Biz bugün size yaptıklarımızı anlatmaya gelmedik. Sizin yaşadıklarınızı duymaya bu anlamda işbirliğimizi güçlendirmeye geldik. Mesela sağlık hizmetlerine erişimde, rapor alma süreçlerinde, hastaneye ulaşımda durum nedir? Neler yaşıyorsunuz? Bir engelli kardeşimizin istihdam süreçlerine etkin bir şekilde katılma durumu bölgemizde nedir?

Ve bu noktada bir yandan şehirlerimizin tarihi dokusu korunurken engelli bir bireyin tekerlekli sandalyesiyle o şehrin sokaklarında, caddelerinde rahatça var olmasına yönelik ne tür durumlarımız, ne tür bir tabloyla karşı karşıyayız? Bu noktada var olan tıkanıklıklar, çözüm önerileri nelerdir?

Ve yine eğitimde özel gereksinimli yavrularımızın okullaşmasında, rehabilitasyon merkezlerinin niteliğinde bu illerimizde durum nedir? İletişim biçiminden bölgesel şartlardan dolayı derdini anlatamayan hizmete ulaşamayan vatandaşlarımız var mı? Bunları konuşacağız.”

“Erişilebilirlik sadece rampa ve asansör değildir”

Komisyon raporunun dört ana başlık üzerine inşa edildiğini söyleyen Kasapoğlu, şöyle konuştu:

“Komisyon olarak raporumuzun omurgasını dört ana sütunla oluşturduk. Erişilebilirlik dedik, eğitim dedik, istihdam dedik, sağlık dedik. Erişilebilirlik dediğimizde sadece rampayı, asansörü kastetmiyoruz. Bilgiye erişimi, adalete erişimi, dijital alana erişimi, sosyal hayata erişimi kastediyoruz.

Diyarbakır’ın bir köyündeki işitme engelli kardeşimizin kamu kurumunda kendini ifade etmesi bir erişilebilirlik konusu. Biz engel bireyin bedeninde değil. Bu anlamda engeli sistemde, tasarımda, uygulamada tespit ediyoruz.

Eğer bir vatandaşımız sokağa çıkamıyorsa, okula gidemiyorsa, işe giremiyorsa bu ondan kaynaklı bir durum değil. Bu sistemle ilgili var olan tıkanıklığı bizlere gösteriyor. Şehrin yerel yönetimin tamamlayamadığı bir sorumluluğu bizlere en açık şekilde gösteriyor. Elbette eğitimde sadece okula kayıt. Bu yeterli mi? Değil. Nitelikli eğitim. Kaynaştırma uygulamalarının başarısı. Öğretmenlerimizin bu noktadaki desteklenmesi çok kıymetli. İstihdam başlığı belki bu bölge için en kritik konulardan biri.

Engelli birey sadece yardıma muhtaç olarak gören onu sadece sosyal yardım mekanizması içerisinde bir figür olarak anlayan bir yaklaşım bizim yaklaşımımız değil. Elbette sosyal yardımlar devletimizin şefkatiydi. Çok kıymetli. Elbette devam edecek. Ama asıl hedef bireyin üreten, kazanan, hayatın tam merkezinde tek Tek başına bağımsız bir şekilde görevini ifa ettiği bir misyon. Bizler için bu çok önemli. İşte bu noktada kamu her şey demek değil.”

“En önemli tespitlerimizden biri yerel yönetimlere dair alanın sorumluluğu”

Yerel yönetimlere ilişkin yasal düzenlemelerin de güçlendirilmesi gerektiğini dile getiren Kasapoğlu, “gerekirse cebri” ifadeleriyle mevcut uygulamaların güncellenmesi gerektiğini kaydederek şunları aktardı:

“Bu noktada iş dünyası, özel sektör, ticaret odaları, sanayi odaları, esnaf odaları, bu anlamda tüm meslek kurumları kamu kurumlarının ötesinde bir vizyonla ne yapmalı? Bu süreci sahiplenmeli. Bu süreç işte görev almalı daha fazla, daha fazla sorumluluk üstlenmeli. Elini gövdesini taşın altına çok ama çok daha fazla koymadı. Böyle bir eksikliği de görüyoruz.

Keza yerel yönetimlerin, belediyelerin bu noktada doğusuyla batısıyla ülkenin her bir vilayetinde büyük şehirleriyle, illeriyle, ilçeleriyle bu sorumluluğu bu anlamdaki adımları ne yapması gerekiyor? Büyütmesi gerekiyor. Sonuç olarak en önemli tespitlerimizden biri yerel yönetimlere dair alanın, sorumluluğun ve bu noktada gerekirse cebri yasal anlamda ifade ediyorum, uygulamaların ne yapılması yasa kaynaklı olarak güncellenmesi ve büyütülmesi gerekiyor.”

Vali Zorluoğlu: Sorun mevzuattan çok uygulama ve empati eksikliği

Toplantıda konuşan Diyarbakır Valisi Murat Zorluoğlu ise engelli bireylere yönelik hizmetlerde asıl sorunun mevzuattan ziyade uygulamada yaşandığına dikkat çekerek şunları söyledi:

“Devletimizin sosyal devlet anlayışı çerçevesinde tüm Türkiye’de olduğu gibi ilimizde de her yaştan engelli vatandaşlarımıza dönük çok kapsamlı çalışmalarımız, hizmetlerimiz ve projelerimiz var. Bilhassa istihdam, eğitim ve sosyal destek alanlarında engellilere ciddi destekler sunan önemli projelerimiz ve uygulamalarımız var. Mevzuat anlamında elbette eksikler olabilir ama çok önemli eksikler olduğu kanaatinde değilim. Mevzuatımız büyük ölçüde tamamlanmış vaziyette.

Sorun bence uygulamada ve zihinsel dönüşüm alanında, o da büyük bir sorun. Mesela en basitinden yaya geçidi üzerine arabasını park ederek engelli vatandaşımızın geçişini engelleyen bir sürücünün sorunu mevzuat değil empati sorunudur. Mesela halen kurumlarımızın engelli erişimine tam olarak uygun hale getiremediysek kurumlarımızı bu bir hukuki düzenleme değil hukuki düzenleme eksikliği değildir. Şahsımı da katarak söylüyorum. Kurum yöneticilerimizin konuya olan yaklaşımlarındaki eksikliklerdir.

Mesela herhangi bir dükkanın kapı genişliği ve eşiklerinden başlayarak engelli vatandaşlarımızın rahatlıkla alışveriş yapabileceği şekilde dizayn edilmemiş olması tek başına mevzuatla izah edilemez. Yine mesela toplu taşımada bırakın dolmuş şoförlerini onları bir kenara koyuyorum. Belediye otobüsü şoförlerinin bile halen engelli vatandaşlarımıza gerekli kolaylığı göstermemelerini hukuki düzenleme eksikliği ile açıklayamayız. Bu ve buna benzer çok sayıda örnek verilebilir. Bu manada engelliler hususunda zihinsel dönüşümü hızlandıracak, empati seviyemizi artıracak çalışmalara ve projelere de çok ihtiyaç olduğu kanaatindeyim.”

Sıradaki Haber
Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.