İki özel çocuğun müzikle renklenen zorlu yaşamlarının hikayesi
banner70

Biri İstanbul’da biri Konya’da yaşıyor ve bir müzik yetenek yarışmasında rakipler. Yarışmanın online oylaması 18 Ocak’ta sonuçlanacak ve birinci belli olacak. Ama Neda Naz rakibi Azra’nın kazanmasını istiyor. Bu yarışmada kazanacağı birinciliğin Asra’ya gözlerini de kazandıracağını düşünüyor. Bu aslında çocukça bir hayal çünkü Azra doğuştan görme engelli ve görebilmesinin bu yarışmayla bir ilgisi yok. İşte bu iki özel çocuğun müzikle renklenen zorlu yaşamlarının hikayesi.

PİYANOYA ONUN HER ŞEYİ
Azra Erdur İstanbul Pendik Yıldırım Beyazıt Ortaokulu 6’ncı sınıf öğrencisi. Doğuştan görme engelli. Otizmli olduğunu ailesi Azra okula başladıktan sonra fark etmiş. Anne Fatma Erdur “İlk ikiz bebeklerimi hamileyken kaybettim. Azra’nın da böyle olduğunu görünce çok bocaladım. Dipsiz kuyulara düştüm diyebilirim. Ama o geliştikçe, biz de geliştik. Hayatı onunla öğrendik” diyor ve Azra’nın hikayesini anlatmaya devam ediyor:
“Azra hem görme engelli hem otizmli olarak dünyaya geldi. İlk doğduğunda hastane hastane gezdik. Nasıl davranmamız gerektiğini bilmiyorduk. Eşimle depresyona girdik. Ama sonra Azra’nın hayatını nasıl kolaylaştırabiliriz diye düşünmeye ve uğraşmaya başladık. Normal çocuklar gibi yürüdü. Hiçbir yere çarpmadan istediği yere gidebiliyordu. Hatta görme engelli olduğuna inanmıyordu onu görenler. Algıları çok kuvvetli Azra’nın. Belki bu özelliği müziğinin gelişmesinde de etkili oldu.

MÜZİK YETENEĞİNİ TABAK VE KAŞIKLA KEŞFETTİK
İki nesneyi birbirine vurarak ritim tutmayı çok seviyordu. Kapak, tabak, kaşık gibi nesneleri birbirine vurarak ritim tutardı. Müzik yeteneğinin olduğunu böyle fark ettik. Sonra müzik seslerine, müzik aletlerine ilgi duymaya başladı. Türkiye Beyazay Derneği’nin okulunda özel eğitim alıyorduk. Bir gün müzik sınıfından gelen sesleri duyunca oraya gitmek istedi. Daha sonra birkaç kez piyano derslerine girdi ama zaman uymadığı için devam edemedi. Ama piyano çalmayı çok sevmişti. Parmakları da çok zayıftı piyano çalmanın ona da iyi geleceğini düşündük. CNN Türk spikeri Duygu Kaya, Azra’nın durumunu öğrenince ona bir piyano hediye etti. Piyano öğretmeni de tuttular. Yaklaşık 1 yıl oldu başlayalı. Duyduğu bir parçayı asla unutmuyor ve hemen çalabiliyor. Zaten zamanının çoğunu piyanosuyla geçiriyor. Sıkıldığında veya üzüldüğünde hemen gidip notalara basmaya başlıyor.

İKİZ KARDEŞLERİ EN BÜYÜK DESTEKÇİSİ
Daha sonra tekrar ikiz çocuk sahibi oldum. Aylis ve Tusem’i Azra ilk başta kabullenemedi ama sonra alıştı. Henüz dört yaşında oldukları için ablalarının rahatsızlığından pek haberdar değiller. ‘Ablam neden bize bakmıyor, neden bizimle ilgilenmiyor?’ diye soruyorlar. Ben anlattıkça onlar da idrak etmeye başladılar. Bir oyuncağını ya da eşyasını bulamadığında hemen kardeşleri koşturup veriyor sağ olsunlar.

HAYATA KEMANIYLA TUTUNDU
Neda Naz Kasırga dört bin kişide bir görülen hastalıkla geldi dünyaya. Di George sendromu denen 22’nci kromozomunda bir silinmeyle meydana gelen hastalığına ek, kalbinde delikler vardı ve bir böbreği de eksikti. İngilizce öğretmeni olan annesi çocuğuyla ilgilenmek için mesleğini bıraktı ve artık sadece kızının eğitimine adadı kendisini. 9 yaşında 3’üncü sınıf öğrencisi olan Neda’nın kısa sürede hem eğitiminde hem de müzik hayatında başarıyı nasıl yakaladığını annesi Sevda Aydın şöyle anlatıyor: “Neda çok geç yürüyebildi. Fizik tedavi ve rehabilitasyon eğitimlerine başladık. İlk başta kasları hiç gelişmemişti. Oturamıyor, yiyemiyordu, kafasını dahi tutamıyordu. Gelişimi çok yavaştı. Sürekli ağır enfeksiyonlar geçiriyordu. Günlerimiz hastanelerde geçti. İlkokuldan önce 3 sene kreş dönemi oldu. Konuşması ve yürümesi biraz düzeldi. Sonra kaynaştırma öğrencisi olarak Konya Karatay Kocatepe İlkokulu’na başladı. Okuldaki arkadaşları çok yakın davrandı kızıma. Kimse onu dışlamadı o yüzden çok mutluydu okulda.

AĞLADIKÇA KEMANINA SARILDI
Yürüme problemi olduğu için önce baleye yazdırmıştık. Daha küçük yaşlarda ilgisi vardı müzik aletlerine. Okulda gitar ve keman kursu açılacak dendi. Mor rengi çok seviyor diye mor keman aldık ve halk eğitim kursuna başladı. Başta beceremedi. Eve geldi attı kemanını istemiyorum dedi. Sonra internetten notalar bularak yeniden çalmaya başladı. Pandemi döneminde hem okul hem kurs kapanınca evde devam etti. Eğitimine de hastalığına da çok büyük katkısı oldu. Bu hastalıkta öfke nöbetleri olabiliyor. Krize girdiği dönemlerde hep kemanına sarıldı. Sebepsiz ağlamalarında odasına kapanıp kemanını çalardı. Keman çalmaya başladıktan sonra matematiksel becerisi de çok arttı. Soyut düşünmesi ve kendine özgüveni de arttı.

UZAYDA KEMAN ÇALMAK İSTİYOR
Uzaya çok ilgisi var. Teleskop aldırdı ayı inceliyor, uzayla ilgili dergiler okuyor sürekli. Müzik aletleriyle ilgilendiği için müzisyen olmak ister diye düşünmüştüm. Ama onun farklı hayalleri varmış. Astronot olacakmış ama kemanı da bırakmayacakmış. Uzaya çıkıp orada yıldızlara, gezegenlere keman çalacakmış.

İLERİDE KONSERVATUVARA GİREBİLİR
Sevilay Yüksel (Piyano öğretmeni): Azra benim ilk özel öğrencim. İlk başta biraz çekincem vardı. İlk derslerimizde baya zorlandık. Yanına gittiğimde 20-30 dakika en fazla ders yapabiliyorduk ama artık bir saate kadar çıktık. Azra piyanoyu çok seviyor. Pandemiden dolayı yaptığımız online dersler de bile çok büyük aşama kaydetti. Benim evden bastığım piyanonun tuşlarını hemen bulup o da basabiliyor. Serçe parmaklarını tam kullanamıyor onunla ilgili çalışmalar yapıyoruz şu an. Azra’yı ileride konservatuvarda görmek isterim. Bu çocuk bu işi yapabilir çünkü çok yetenekli.

NEDA ZORU BAŞARDI
Eylül Yılmaz (Müzik öğretmeni): Selçuk Üniversitesi konservatuvar son sınıf öğrencisiyim. Halk eğitimin kurslarında öğretmenlik yapıyorum. Benim ilk kez böyle bir tecrübem oldu. Neda hayatımda en çok korktuğum öğrencilerden biriydi. Çünkü söylediklerini tam anlamıyordum. Ancak o çok hevesliydi ve ben onu kırmaktan korkuyordum. Keman zaten zor bir enstrüman. Bir ara bırakacak gibi oldu ama zaman geçtikçe onun azmiyle ilerleme kaydettik. Normal öğrencilerimde bile görmediğim bir azmi vardı. Artık ona parça yetiştiremiyordum. Her duyduğunu çalmak istiyordu. En son “Bana bir masal anlat baba” parçasına takılmıştı. Sürekli onu çalıyordu. Katıldığı bu yarışma çok değerli çünkü bu çocukları bizim hayata kazandırmamız gerekiyor. Hiçbir şey olmasa, dereceye alınmasa bile orada yarışmak onların özgüvenini artıracak.

YARIŞMA HAKKINDA
Uluslararası Genç Yetenekler Müzik Yarışması süreci, Milli Eğitim Bakanlığı onaylı olarak Türkiye’deki tüm okullara ve yurtdışı temsilciliklerine duyurularak başlıyor. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan ilk, orta, lise öğrencileri ve “özel öğrenim” ihtiyaçları olan tüm gençler yarışmaya ücretsiz katılabiliyor. 30 Aralık 2020 son katılım tarihli yarışmada tüm başvurular ve yarışma süreci online gerçekleşiyor. Yarışma hobi amaçlı, mesleki eğitim amaçlı enstrüman ve özel kategori olmak üzere üç farklı kategoride düzenleniyor. Sonuçları 18 ocakta açıklanacak yarışmayı kazananlar, ödüllerini almak ve konser vermek üzere online gerçekleşecek final törenine davet edilecekler.

ÖDÜLLER
Büyük ödül : 2 bin TL
İkincilik ödülü : 1.500 TL
Üçüncülük ödülü : 1.000 TL
Özel jüri ödülü : 500 TL

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.